Yönetim ve Organizasyon Nasıl Olmalı?

admin
17 Ekim 2025
413 Kez Okundu

Yönetim, bireylerle ilgili bir kavramdır.

Amacı, insanların birlikte performans göstermelerini sağlamak, güçlü yönlerini ön plana çıkarmak ve zayıf yönlerini önemsiz hale getirmektir.

PETER DRUCKER

21. yüzyılın en belirgin kavramının “Değişim” olacağı düşünülmektedir. Değişimin yönetimi ise, gelecekteki yöneticilerin ve yönettikleri kuruluşların hayatta kalabilmeleri için gerekli tek koşul olarak kabul edilmektedir.
Gelecekteki çatışma, değişimi kontrol etmeye yönelik bir çaba olacaktır ve bu savaşta en önemli aktör insanın kendisi olacaktır.

21. yüzyılda değişim iki temel alanda kendini gösteriyor. İlk olarak, teknolojik açıdan; bunun anlamı, kullanılan teknolojinin sürekli olarak güncellenmesi ve buna uyum sağlanmasıdır. İkinci boyut ise daha kritiktir. Teknolojiyi kullanan “İnsan ve Organizasyon” üzerindeki zihinsel, fiziksel ve psiko-motor değişiklikleri ifade eder ve bu sürecin önemi oldukça yüksektir. Teknoloji, onu etkili bir şekilde kullanabilen insanlar olmadığı takdirde, bir anlam ifade etmez. Eğer örgütsel ve teknolojik değişimler paralel bir şekilde ilerlerse, şirketlerde radikal dönüşümler gerçekleşebilir.

Bu değişim aşamasını “Değişimin kurumsallaşması” olarak adlandırabiliriz.

21. yüzyıl, eski sistemleri yok etme dönemi olacaktır.

Modern düşünce yapısı, 20. yüzyılın sonlarına yaklaşırken şu ifadeleri dile getiriyordu.

“Öğrenmeyi öğren, öğrendiklerini unutmayı öğren, yeniden öğren,” “Yönetim, geleceğe odaklanmak demektir; geçmişe takılı kalmak hiçbir fayda sağlamaz. ”

İşte bu noktada vizyon sahibi olmak ve geleceği düşünmek son derece önemlidir. Geçmişteki uygulamaları sürekli masaya yatırarak tartışmak sisteme katma değer vermeyecek; aksine geçmişe odaklanıldığı için geleceğe yönelik yaratıcılığı öldürecektir.

Örgütsel Vizyon ve Misyonun Yönetimi

Örgütsel hedeflerin ve amaçların hayata geçirilmesi için değişimin stratejik bir şekilde yönetilmesi önemli bir görev haline gelecektir. Bu görevi yerine getirmek için yapılacak eğitimlerin temel amaçları; bireylerin, hangi faaliyet içerisinde olurlarsa olsunlar, bu faaliyetlerde daha etkili olmalarını sağlamak, bireysel yaratıcılıklarını nasıl etkili bir biçimde kullanabilecekleri konusunda rehberlik etmek ve organizasyonlarının sürekli güçlü kalmasının gerekliliğini anlamalarını sağlamaktır. 21. yüzyılda eğitimin önemi daha da çok artacaktır. Çocuklarımıza öğrenmeyi nasıl gerçekleştireceklerini öğreteceğiz ve ardından onlara, “Bir gün, öğrendiklerinizin bazılarına yanlış olduğunu fark edebilirsiniz: İşte o zaman öğrendiklerinizi bir kenara bırakıp, zihninizi sanki hiç öğrenmemiş gibi yeniden yapılandırın ve yeniden, yeni bilgilerle doldurun” diyeceğiz. “Bu durum, sıradan bir sorun değil; geleceğin eğitmenlerinin karşılaşabileceği en büyük çatışmalardan biridir. Bu çatışmanın yaşanmaması için eğitmenlerin sürekli değişime açık olmaları gerekecektir. 21. yüzyıldaki okul yöneticilerinin ana sorumluluğu, “Okullardaki değişimi yönetmek” olmalıdır.

Ancak, değişimin gerçekleştiği ortamda eğitimin hedefi, DEMING’in ifade ettiği gibi “olumlu yönleri artırmak, olumsuzları azaltmak. Böylelikle öğrencilerin öğrenme tutkuları ve istekleri canlı tutulabilir. ” şeklinde olabilecektir.

Eğitim yöneticilerinin ileride üstleneceği bir diğer kritik sorumluluk ise; “Çalışmalarını nasıl daha değerli kılacakları” konusudur.

Eğer bir yönetici zamanının önemli bir kısmını “çalışanlarını nasıl değerli yapabilirim?” sorusuna cevap bulmakla geçirmiyorsa onun ve yönettiği kurum ya da işletmenin fazla bir şansı yoktur. Bu nokta son derece kritiktir. Kusur aramak yerine iyileştirilebilir alanlarını keşfetmek ve çalışanları o doğrultuda motive etmek, işletmenin veya kurumun bekası açısından önemli bir katma değer yaratacaktır.

web tasarımı